Showing posts with label Phil Plait. Show all posts
Showing posts with label Phil Plait. Show all posts

Sunday, February 5, 2012

Mini buzul çağı safsatası, “Sıcaklıklar Yükselirken İnkarcılar Alçalmaya Devam Ediyor”

Bu yazı, büyük ölçüde, Phil Plait'in Discover Magazine'deki Bad Astronomy blogunda yayınlanan “While Temperatures Rise, Denialists Reach Lower” başlıklı makalesine dayanmaktadır. Plait'in makalesini kendi yorumumuzdan yıldız işaretleriyle ayırdık.






İstanbul geçtiğimiz hafta son 33 yılın en soğuk günlerini yaşadı; hayat felç oldu, uçak ve vapur seferleri iptal edildi, karayollarında trafik kazaları gerçekleşti. Buraya kadar, belediyecilik ve kriz yönetimi konusundaki zaafiyetler dışında ilginç bir şey yok – hatta onlar bile pek ilginç gelmiyor Van depremi skandalından sonra. Yıllardır ciddi bir kar fırtınası yaşamamış bir şehrin üç gün süren bir fırtınayla karşılaşması, (eğer normal karşılanmayacaksa – ki doğrusu budur) aşırı hava olaylarında bir artış olarak yorumlanırdı.




Oysa Hürriyet gazetesi, 31 Ocak günü internet sitesinde “Mini buzul çağı geliyor” başlıklı bir haber yayınladı ve ardından bunu manşetten yayınladı. Sansasyon haberciliğinde rekordan rekora koşan gazete, “bir grup İngiliz bilim insanına göre” küresel ısınmanın bittiğini ilan etti. Tahmin edilebileceği üzere yazı, bir paragraf dağınık bilgiyi takip eden 10 paragraflık “Tedbirsiz sürücüler zor anlar yaşadı”, “İstanbul'dan kar manzaraları” vb yerel hava durumu haberinden oluşuyor.




Düşünün ki bir gün gazete alıyorsunuz ve manşette “Yer çekimi yokmuş!” diye bir haberle karşılaşıyorsunuz. Bu yaklaşımın tirajları nasıl etkileyeceğini bilemiyoruz, ama okuyucuyu aptal yerine koymak diye de bir şey var.




Yeterince dikkatli bakarsanız ve uslu birer çocuk olursanız, yazının referans verdiği kaynağın Daily Mail'de David Rose imzasıyla yayınlanan “Küresel ısınmayı unutun – asıl dert 25 Döngüsü (ve eğer NASA bilim insanları haklıysa Thames nehri yeniden donacak).” başlıklı (İngilizce) haber olduğunu keşfedebilirsiniz. Hürriyet'ten konunun ana kaynağını araştırmasını, karşıt görüşleri incelemesini vb. bekleyecek kadar naif değiliz; ancak başka bir gazeteyi hızlı okuma teknikleriyle okuyup manşetten haber vermek de biraz sınırları zorluyor.




İlkeli ve nitelikli habercilik yapma iddiasındaki gazeteciler tutuklanır veya işten atılırlarsa, kamunun doğru habere ulaşma hakkı da böylece gasp edilmiş oluyor. Konuyla ilgili yayınlanan üç aklıselim yazıya ilave olarak Phil Plait'in Daily Mail makalesine yanıtını çevirmeye karar verdik:





***




“25 Döngüsü” ile güneş faaliyetlerinin döngüsüne referans veriliyor – bu konuya birazdan döneceğim. Ama öncelikle, Mail makalesinin göze batacak derecede berbat kısmı, Birleşik Krallık'ın Ulusal Hava Durumu Hizmeti kurumu Meteoroloji Ofisi'nin yayınladığı yeni sonuçlara bakış açısı. Mail makalesinin alt başlığı “Met Ofisi, son 15 yılda ısınma olmadığını gösteren yeni sonuçlar yayınladı” şeklinde. Tuhaf, çünkü Met'in basın açıklamasının ilk iki paragrafı şöyle:
Met Ofisi küresel sıcaklık öngörülerine göre; 2012 yılının, uzun vadeli (1961-1990) küresel ortalama olan 14.0 °C'den 0.48 °C daha sıcak olması bekleniyor. Kuvvetli muhtemel aralık olarak 0.34 °C ile 0.62 °C arası öngörülüyor.
Bu aralığın ortası, 1850 yılından beri tutulan kayıtlarda 2012 yılını en sıcak 10 yıl arasına sokacaktır.
[Vurgu bana ait, ama bariz sebeplerle yaptım.]


Eğer bunu “ısınma olmadığını gösteren yeni sonuçlar”la bağdaştırabilirseniz bravo: Siz de Mail'e muhabir olabilirsiniz!


Makale o kadar hatalı ki, Met ofisleri ayrı bir basın açıklaması daha yayınlayıp net bir şekilde Mail makalesinin “bol miktarda hata içerdiğini”, “yanlış yönlendirici” olduğunu ve yazarın “verdiğimiz yanıtları bütünüyle içermemeyi” seçtiğini ifade ettiler.


Daha bitmedi. Rose'un Mail makalesinin büyük kısmı Güneş'in iklim üzerine etkilerinden bahsediyor. Oysa, iklimle ilişkisinin çok çok az olduğu defalarca gösterilen güneş faaliyetlerinin iklim değişiminin ana kaynağı olmanın mahallesine dahi uğramadıkları kesin.


Mail makalesindeki argüman, Güneş'in ileriki zirvenin ardından sakin bir devreye gireceğini ve böylece Dünya'yı soğutacağını işaret edebilecek bir araştırmaya dayanıyor. Öncelikle, o araştırmanın doğruluğu son derece belirsiz, ve aslında en azından bir saygın güneş fizikçisi bulgularla karşıt görüşte (ve bence de haklı; çalışma bayağı ilginç ama henüz çok çok ham). İkinci olarak, araştırma doğru bile olsa, Mail makalesinin iddia ettiği gibi buzul çağına sebep olacağını düşünmek için hiçbir sebep yok; böyle bir şey birçok faktörün aynı anda gerçekleşmesine bağlıdır. Dahası, Küçük Buzul Çağı (17. ve 18. yüzyıllar arasındaki soğuk dönem) küresel bir etki değildi; sadece Avrupa'yı etkiledi. Ve birçok volkanik faaliyetin de etkisi vardı.


Peki Rose, Güneş'in bizi serinleteceği fikrine nereden kapılıyor? Met Ofis'in başka bir yayınından. Evet bildiniz: O yayının da ilk paragrafı Rose'un iddiasının tam tersini söylüyor:
Yeni araştırmalarda, güneş çıktılarının önümüzdeki 90 yıl içerisinde azalmasının kuvvetle muhtemel olduğu; ancak bunun, küresel sıcaklıklarda sera gazları sebebiyle gerçekleşmesi beklenen artışı ciddi anlamda geciktirmeyeceği bulundu.


İnanılmaz, değil mi?


Neyse ki süvariler yetişti; gerçek dünyaya dayalı yayıncılık yapanlar hemen devreye girdiler:
- Anti climate change extremism in Utah
- Greg Laden


Bilimde bir konuda %100 emin olmak pek mümkün değildir, ama inkarcıların bu yazının yorum kısmında yine bağrışıp çağrışacaklarından şüphem yok. Ne zaman bu konuda yazsam böyle oluyor, ve neredeyse her zaman, çoktan çürütülmüş argümanlar kullanıyorlar. Ancak bu saldırılar küstahlaştıkça, bizlerin de daha tetikte olmamız gerekiyor.



Monday, January 23, 2012

2011: Kaydedilen en sıcak 9. yıl




* Yazı, Phil Plait'in Discover Magazine'deki Bad Astronomy blogunda yayınlanan “2011: The 9th hottest year on record” başlıklı yazısından çevrilmiştir.






Eğer biri tutup da size Dünya'nın ısınmadığını falan söylerse…






… ona saçma sapan konuştuğunu söyleyiverin.
2011 yılı, 130 yıldır tutulan kayıtlardaki en sıcak dokuzuncu yıldı.
Tabii sonra o da size “Pekala” diyebilir, “ama bu gayet bir tesadüf olabilir.” O zaman onun gözlerinin içine bakın ve deyin ki:
On en sıcak yılın dokuzu, 2000 yılından sonrasına denk geliyor.


Yukarıdaki harita, ortalamadan sapmaları gösteriyor (burada ortalama, 1951 ile 1980 yılları arasında alınmış). Rahatlıkla görebilirsiniz ki toprak üstü sıcaklıkları neredeyse genel-geçer bir biçimde artmış. Okyanus sıcaklıklarının da büyük çoğunluğu yükselmiş; Pasifik'in doğusundaki büyük serince bölge, geçen yılki La Niña yüzünden; yani geçici bir etki. La Niña'nın sıcaklıkları düşürmesine rağmen, genel etki sıcaklıklarda artış olmuş. Bu arada, geçtiğimiz yıl güneş lekesi sayılarının da düşük olduğunu not edelim - ki bunun da (eğer olacaksa) bir miktar (pek az bir miktar) serinletici etkisi olmalı.


İklim değişimi inkarcıları dişlerini gıcırdatıp köpükler saçacaklar yine, ama sözün özü budur. Dünya gittikçe daha sıcak bir yer oluyor. İnsan en azından kısmen suçlu; dahası kanıtlar büyük ölçüde suçlu olduğu yönünde birikip duruyor. Güneş değil, kozmik ışınlar değil, yörüngesel salınımlar değil: İnsan.


Önceden de söylemiş olduğum üzere, işte gerçekler:
Dünya ısınıyor. Geçen yüzyıl civarında sıcaklık artışının kendisi de hızlandı. Bu da Sanayi Devrimi zamanlarına denk geliyor, yani atmosferi sera gazı çöplüğüne çevirmeye başlamamıza. Sera gazları gezegeni ısıtıyorlar (adlarından belli) – ısıtmasalar sıfırın altında bir ortalama sıcaklığa sahip olurduk. Karbondioksit atmosfere insanlar tarafından yılda 30 milyar ton miktarında salınan bir sera gazı – yani volkanların 100 katı kadar. Ve son olarak, hakikaten iklim üzerine çalışan iklimbilimcilerin %97'si; küresel ısınmanın gerçek olduğu ve insanlar tarafından gerçekleştirildiği konusunda hemfikir.
Yığınla kanıta rağmen inkarcı olmak fantaziden ibaret. Gerçi bu inkarcıları durdurmayacaktır: onlar yine delilleri karartacaklar, kafadan atmaya devam edecekler ve ayrıntılarla ilgili kılı kırk yarıp kendilerini önemli göstermeye çalışacaklar. Ama bu yaptıkları, ısınmakta olan Dünya'da maval okumaktan başka bir şey değil.



Sunday, September 11, 2011

Hayır, yeni veriler “küresel ısınma alarmcılığında büyük bir gedik” falan açmıyor.

* Yazı, Phil Plait'in Discover Magazine'deki Bad Astronomy blogundaki “No, new data does not “blow a gaping hole in global warming alarmism”” başlıklı yazısından çevrilmiştir.



Dün; Forbes dergisinde serbest kürsüde çıkan ve yeni NASA verilerinin “küresel ısınma alarmcılığında büyük [bir] gedik açacağını” iddia eden bir makale ile ilgili olarak birkaç eposta, Twitter mesajı ve blog yorumu aldım.

Bir tek küçücük sorun dışında; işin aslı pek de öyle değil. Makale safi hava civa, ve iklim bilimciler makalenin dayandığı araştırmanın özü itibariyle kusurlu ve basbayağı yanlış olduğunu söylüyorlar.

Sadece birkaç kelime okumak bile, makalenin müthiş taraflı olduğunu anlamaya yetiyor. “Alarmcı” sözcüğü ve çeşitlemeleri en azından 14 kez geçiyor, eğer resim yazısını ve başlığı da sayarsanız 16. “Alarmcı” sözcüğünün, iklim bilimciler arasında Dünya'nın ısınmakta olduğu ve bunun insan kaynaklı olduğu konularındaki oydaşmayı çarpıttığı gayet açık.*

Yine de, makale hakikaten ne diyor?
Remote Sensing isimli hakemli bilim dergisindeki yeni bir çalışma; NASA uydularının 2000-2011 arasındaki verilerine göre, Dünya atmosferinin, alarmcı bilgisayar modellerinin öngördüğünden çok daha fazla ısının uzaya salınmasına izin verdiğini gösteriyor. Çalışma, gelecekte, Birleşmiş Milletler'in bilgisayar modellerinin öngördüğünden çok daha az küresel ısınma gerçekleşeceğini belirtiyor ve atmosferik karbondioksitteki artışların ısı tutuşuna etkisinin çok daha az olacağına dair önceki çalışmaları destekliyor.
Oldukça açık görünüyor: eğer doğruysa, bu bilim insanlarının öngördüğü kadar da çok ısınmadığımız anlamına gelir.

Elbette, o sinir bozucu “eğer doğruysa” şerhi var. Forbes makalesi, Remote Sensing dergisinde çıkan bir araştırmaya dayanıyor (PDF). Bu çalışmanın ilk yazarı Roy Spencer – insan kaynaklı iklim değişimini inkar eden müthiş az sayıdaki iklim bilimcilerden biri, kendisiyle ilgili daha çok bilgi az sonra – ve çalışmasının baştan aşağı yanlış olduğu ana akım iklim bilimciler tarafından gösterilmiş durumda.

LiveScience'tan Stephanie Pappas, Spencer'ın araştırması hakkında çeşitli iklim bilimcilerle irtibata geçti ve varılan sonuç oldukça ağır. Spencer'ın modelinin “gerçek dışı”, “kusurlu” ve “biçimsiz” olduğunu söylüyorlar. ThinkProgress'in de işaret ettiği gibi, bir coğrafya kimyacısı, Spencer'ın modellerinin telafi edilemez şekilde kusurlu olduğunu, “hiçbir fiziksel anlama gelmediğini” ve Spencer'ın dilediği sonuca varmak üzere kusurlu analiz kullanmak konusunda sabıkalı olduğunu gösterdi.

[GÜNCELLEME: RealClimate'ta şu anda Spencer'ın araştırmasını bilimsel ve metodolojik olarak da paramparça eden bir yazı var.]

Ve araştırmanın kendisiyle ilgili olarak:
Yayınlandığına inanamıyorum”, diyor Ulusal Atmosferik Araştırma Merkezi'nin (National Center for Atmospheric Research) kıdemli bilim insanı Kevin Trenberth.
Bu kulağa hiç de küresel ısınma teorilerinde büyük bir gedik açıyormuş gibi gelmiyor. Ve bu da Forbes makalesinde kullanılan nefes kesici retoriğin, konunun bilimiyle uğraşmaktan ziyade ihtilafı coşturmakla alakalı olduğu izlenimi uyandırıyor.

İnterneti biraz kurcaladım ve Forbes makalesini birebir tekrar eden bir sürü aşırı-sağ blogun bu fırsata balıklama atladığını fark ettim. Acaba kaç tanesi gerçekten araştırmayı okudu ve dışarıdan görüş bulmayı denedi?

Bizim durumumuzda, bu dışarıdan görüşler çok önemli. Neden mi? Dr. Spencer'ın evveliyatı sebebiyle: kendisiyle ilgili şu tartışmayı ilginç bulabilirsiniz. Kendisi, muhafazakar ötesi Heartland Enstitüsü'nün yazarlarından (Forbes makalesinin yazarı James Taylor da öyle), ki bu kuruluş bir şirketten azımsanmayacak kadar fon alıyor: (Şirketi tahmin edebildiniz mi?) ExxonMobil. Kendisi ayrıca ExxonMobil tarafından fonlanan iki ayrı düşünce kuruluşuyla da ilişkide. Cidden, Dr. Spencer'ın arkaplanı hakkında bayağı bir bilgi edinmek için o bağlantıyı okuyun.

Ayrıca Spencer'ın Akıllı Tasarım'ın da büyük bir destekçisi olduğunu öğrenmek şaşırtıcı. Başta bundan bahsetmek konusunda biraz ketumluk ediyordum, çünkü ad hominem1 gibi görünüyordu. Ama bence konumuzla alakalı: Akıllı Tasarım'ın yanlışlığı defaatle gösterildi ve Akıllı Tasarım gerçekten yeniden ısıtılıp önümüze konmuş yaratılışçılıktan başka bir şey değil. Yahu, muhafazakar bir yargıç bile o meşhur Dover duruşmasında bunu böyle karara bağladı. Büyük ihtimalle yanlış bilim karşıtı bir iddia için tüm biyolojik bilimleri çöpe atan biri kesinlikle kafanızda alarm çanları çaldırmalı, ve böyle kişilerin iddiaları daha da şüpheci bir gözle incelenmeli.

Çok tatsız, biliyorum. Ad hominem hayranı falan değilim, ama iklim değişimi, evrim ve Big Bang gibi bilim alanlarına aşırı sağın yakın zamandaki saldırıları – ve tıbba aşırı solun saldırıları2 – makale okurken yazar hakkında bilgi sahibi olmayı mecbur kılıyor. Eğer gerekli özeni göstermeden dediklerini kabul ediverirseniz, sizi gerçekliğin adamakıllı uzağına gönderecek bir yola girebilirsiniz.





*  Tabii unutmayın ki ben de konuyu tartışırken sıklıkla “inkarcı” sözcüğünü kullanıyorum, ama bu durumda parçalar oturuyor. Eğer ezici çoğunlukta kanıtı inkar ediyorsanız, bir inkarcısınızdır. Bilimin kendilerine söylediklerini halkla paylaşmaya çalışan bilim insanları alarmcı değildirler. Bilim insanıdırlar. Başka iklim bilimcilerin de söylediklerinden göreceğiniz üzere, Forbes makalesinin dayanağı anlaşılan iyi bilim değil.
 
1  Adam karalama safsatası: Öneri yerine, öneriyi yapan kişi tartışma konusu edilerek iddialara karşı çıkmak suretiyle yapılan mantıksal bir safsata. (Çevirenin notu)
2  Out For Beyond, yazıyı sansürlememek adına, yazarın bu yorumuyla ilgili eleştirisini saklı tutar. (Çevirenin notu)