Showing posts with label Derleme haber. Show all posts
Showing posts with label Derleme haber. Show all posts

Tuesday, November 5, 2013

İklim krizini görmezden gelmek imkansızlaşıyor. ya da Güneş balçıkla sıvanmaz.


Küresel iklim krizi – güncel gelişmeler 8



İklim krizi, Eylül'ün sonunda Birleşmiş Milletler Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) 5. Değerlendirme Raporu'nun yayınlanmasıyla kısmen de olsa gündemimize girmeyi başardı. Raporun sunulmasına saatler kala Marshall Adaları tüm ülkelere acilen harekete geçme çağrısı yaptı. Peki ama, Pasifik Okyanusu'ndaki ada devletlerinin ortak olarak hazırladıkları Majuro bildirisinde de bahsettikleri bu acil sorun ne?

Bu acil hayati mesele, eğer Maldivler'de yaşıyorsanız tüm kentinizin deniz seviyesinin yükselmesi sebebiyle sular altına kalması anlamına gelen küresel iklim değişimi.
Maldivler

Ama durumun acili yetini görmek için bir ada devletine yaşıyor olmanız gerekmiyor. Ağustos ve Eylül aylarında gerçekleşen dört büyük hava olayını fark etmek de yetebilir: Afganistan ve Pakistan'da on binlerce insanı etkileyen ve 130 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketi, Rusya'da binlerce insanı evinden eden sel, ABD'nin Kaliforniya eyaletinde 600 kilometrekarelik bir alanı ortadan kaldıran dev orman yangını ve Peru'da yüz binlerce insanı etkileyen ve on bölgede acil durum ilan edilmesine sebep olan kar fırtınaları.

Tüm bu ülkeler ne kadar uzak, değil mi? Yağış rejimindeki değişiklikler sebebiyle Batı Amerika, Amazonlar ve Orta Doğu'nun kuraklaşacağını söyleyen araştırmayla ilginizi çekebilir miyiz? Peki ya iklim değişiminden etkilenecek ilk on şehir arasında İstanbul ve İzmir'in de olduğunu söylesek?

Bu yazıda, Ağustos ve Eylül aylarında iklim krizinin gündeminde neler olup bittiğini özetleyeceğiz. Dilerseniz küresel iklim değişimiyle ilgili temel bilgileri ve son IPCC raporunu kısaca açıklamaya çalıştığımız “Küresel İklim Değişimi ve IPCC raporu: 'Eşi benzeri görülmemiş' bir sorun.” yazısıyla başlayabilirsiniz. Biz, en güncel gelişmelerini okumanın durumun ciddiyetine varmak açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Hatta, (yukarıdaki tümceler dahil) tüm bu yazının ham maddesinin sadece ve sadece iki aydan ibaret oluşu da, Marshall Adaları devlet başkanının aciliyet çağrısını destekliyor.


Küre Isınıyor ve Aşırı Hava Olayları Artıyor.


Şu anda bahsettiğimiz iklim değişimi, son 65 milyon yıldır görülmüş en hızlı değişimlerden bile 10 kat daha hızlı gerçekleşiyor. Grönland'ın bu yüzyılın sonuna kadar yeşille kaplanacağı tahmin ediliyor. Avrupa'nın sıcak bölgeleri, ortalama ısınmadan dört kat daha hızlı ısınıyor. Yeni Zelanda tarihinin en sıcak kış mevsimini geçiriyor. Kuzey Amerika'da sıcaklık rekorları sanayi devrimi öncesine kıyasla 4 kat sık yaşanıyor.

Küresel ısınma, atmosferde fazla ısı enerjisi birikmesi yoluyla aşırı hava olaylarının artmasına sebep oluyor.1 Fosil yakıtlara dayalı enerji üretimi sürdüğü takdirde yüzyılın sonuna kadar yazın gerçekleşen sıcak hava dalgalarının %20-100 oranında artacağı hesaplanıyor.


Environmental Research Letters'ta yayınlanan bir araştırma, sera gazı salımlarının azaltıldığı senaryoyu (solda) fosil yakıtlara dayalı bir ekonominin sürdürüldüğü bir senaryoyla (sağda) kıyaslıyor. Görselde, kullanılan iklim modelinin verdiği en yüksek artış üstte, en düşüğü ise altta veriliyor.

El Niño döngüsünü şiddetleneceği gibi, Sandy benzeri süper fırtınaların da artması bekleniyor. Kıyı şeridindeki 136 şehirde sel baskınları sebebiyle gerçekleşecek hasarın 2050 itibariyle yılda 1 trilyon doları bulacağı hesaplanıyor. Bu yüzden ABD'de fırtınalara iklim değişimini inkar eden politikacıların isminin verilmesi için bir kampanya başlatıldı.

Üstelik, aşırı hava olaylarının bizzat kendileri iklim değişimini körüklüyor.

Atmosferde biriken karbondioksidin okyanuslarda çözülmesi, suların asitlenmesine yol açıyor. Kuzey Buz Denizi'nde asitlenmenin rekor seviyelere eriştiği belirtiliyor.


Buzullar Eriyor.


Küresel ısınmaya bağlı olarak Kuzey Kutbu'ndaki buzullar görülmemiş bir hızda eriyor. (Bu yaz buz miktarı tarihin en düşük altıncı seviyesine indi.) Öyle ki uzmanlar, sadece birkaç on yıl içinde, yazın buzsuz kalan bir Kuzey Kutbu göreceğimiz uyarısında bulunuyor. Üstelik ısınmanın sadece yüzeyden değil aynı zamanda dipten de gerçekleştiği tespit edildi.

2011'de yapılan bir araştırma, Kuzey Kutbu'ndaki deniz buzulu miktarının son 1450 yıldaki değişimini gözler önüne sermişti.

Kuzey Buz Denizi kadar olmamakla beraber Antarktika'nın doğusundaki buz şeridinin de iklim değişimine sanıldığından daha duyarlı olabileceği işaret ediliyor.

Buzulların erimesinin temelde dört önemli sonucu var. Bunlardan en bilineni, deniz seviyelerinin artması (ki bundan ilerde bahsedeceğiz). Bir diğeri, buzulların erimesiyle yansıtma özelliğinin azalması ve güneş ışınlarının daha çok emilmesi. Gündeme gelen bir diğer husus, Kuzey Buz Denizi üzerinden açılacak ticaret yollarının ortaya çıkardığı uluslararası tartışmalar. Hükümetler temsil ettikleri patronların çıkarları için tartışadursunlar, deniz buzulunun azalmasının bölgedeki canlı yaşamına birçok olumsuz etkisi oluyor ve olacak. Şimdi iklim değişiminin canlı yaşamına etkilerini inceleyelim.


Türler Yok Oluyor.

Önceki bölümde kaldığımız yerden devam etmek gerekirse, doğum yapacak buzul bulmakta zorlanan Grönland fokunun risk altında olduğunu ve beslenme alışkanlıklarını değiştirmek zorunda kalan kutup ayılarının bedenlerini zehirleyecek canlılarla beslenmeye başladıklarını söyleyebiliriz. Kimi türlerin ısınmaya dayanabilecekleri tahmin edilse de (örneğin Finlandiya'daki güveler ve küçük bölgelere sığınarak yok olmaktan kurtulabileceği düşünülen dağ bitkileri) açlıktan ölen kutup ayıları durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.


Svalbard'da ölü olarak bulunan ve açlıktan öldüğü tespit edilen 16 yaşındaki bu kutup ayısının “bedeninde hiçbir yağ kalmamış olduğu ve bir deri bir kemik biçimde bulunduğu yere düşerek öldüğü” belirtiliyor.

Küresel ısınmanın deniz yaşamına etkileri yıkıcı olacak. Türler ısınmayla beraber kuzeye göç ediyorlar (buna ağaçlar da dahil) ve beslenme alışkanlıklarını değiştiriyorlar.2 Buna, önceki bölümlerde bahsettiğimiz asitlenmeyi de eklemek gerekiyor.



Duyduk Duymadık Demeyin: Isınıyoruz ve Isındıkça Isınıyoruz

Burada bir parantez açıp, iklim değişimi inkarcılarına son aylarda verilmiş birkaç yanıta değinelim.

Bazı gazetelerin manşetlerine koymaktan hoşlanması dışında günümüzde “küresel soğuma” diye bir şey yok. Bizim de çevirilerini yayınladığımız Phil Plait, bu ve benzeri iddiaların ortak özelliğinin “bilim-geçirmez” olmaları olduğunu söylüyor. Son yıllarda yüzey sıcaklığındaki artışın yavaşlaması da – sıcaklığın düşmesi değil, artışın bitmesi de değil – Pasifik Okyanusu'nda doğal sebeplerle bir soğuma gerçekleşmesine bağlanıyor.

Bunlara, bu yüzyıldaki gerçekleştirilen karbondioksit salımlarının binlerce yıllık sonuçları olacağını3 ve doğal ekosistemlerin küresel ısınmayı “düzeltme” konusunda yetersiz kalacağını4 ekleyelim.

Parantezi kapatıyoruz.


İklim Değişiminin İnsan Yaşamına Doğrudan Etkileri

Şimdiye kadar iklim değişiminin doğal ekosistemlere etkilerinden bahsetmekle yetindik. Tahmin edilebileceği gibi, hem doğal ekosistemlerdeki bu değişimlerin hem de ısınmanın bizzat kendisinin toplumlara olumsuz etkileri oluyor ve olacak.

Doğrudan etkilere örnek olarak hava kirliliğini ve ısınmayla şiddet eğilimi arasındaki bağlantıyı verebiliriz5, dolaylı etkilere de tarım zararlılarının eskiden soğuk buldukları kuzey enlemlere doğru yayılmasını. Tarım zararlılarının yayılmasının küresel gıda güvenliğini tehdit ettiği vurgulanıyor.

Sahel bölgesinde kuraklık ve seller. Fotoğraf: Ben Curtis / AP
Bir başka önemli dolaylı etki, ısınmayla beraber bulaşıcı hastalıkların artması. Bu yüzden Oxfam ve UNICEF raporları açlık ve salgın hastalık uyarısında bulunuyor.

Hem doğrudan hem dolaylı bir etki ise, iklim değişimi sebebiyle gerçekleşen göçler. Afrika'da Sahel köylülerinden Alaska'daki Newtok köyüne kadar, iklim ilticası günümüzün bir sorunu haline gelmiş durumda.

Alaska'da yükselen deniz seviyeleri. Fotoğraf: Al Grillo / AP

Hükümetlerin şu anki iklim politikası vaatlerinin 600 milyon insanı su kıtlığıyla karşı karşıya getireceği hesaplanıyor. Bilim insanları, sorunu geçiştirmenin bedelinin ağır olacağını işaret ediyorlar ve geç alınmış kararların üç kat daha masraflı olabileceğini vurguluyorlar.

Bu da bizi iklim politikalarına getiriyor.


İklim Politikaları


Guardian gazetesinde yazan John Abraham ve Dana Nuccitelli iklim değişimini insanlığın en büyük risk yönetimi başarısızlığı olarak nitelendiriyorlar. Buna katılmamak elde değil.

Bir yanda, bilim insanları yıllık karbon salımlarını 2050'ye kadar yarıya indirmemiz gerektiğini söylüyorlar.

Diğer yanda, dünyanın en büyük 500 şirketi karbon salımlarını azaltmakla zerre ilgilenmiyorlar. En büyük 50 şirket ise 2009 yılından beri salımlarını %1.65 oranında arttırdılar. Üstelik, içinde Apple, Facebook ve Amazon.com'un da bulunduğu 90 şirket, karbon salım bilgilerini dahi gizliyorlar. Bunun “doğal” sonucu olarak, holding medyası ısrarla iklim değişimini inkar ediyor.6 Holding medyasının papağanlığını yapan politikacılar da ABD Kongresi'nde ipe sapa gelmez beyanatlarda bulunuyorlar. Durum öyle bir hale geldi ki, Greenpeace'in yeni yayınlanan ve çok uluslu şirketlerin kurdukları enstitülerden tehdit edilen bilim insanlarına kadar her boyutuyla “iklim inkarı endüstrisi”ni incelediği raporu tam 66 sayfa tutuyor.

Tüm bu gelişmelerin, “yeşil ürün”, “çevreci şirket” vb.'nin moda olduğu ve televizyondan gazetelere kadar her yerde karşımıza çıktığı bir dönemde yaşanmasına dikkat çeken Naomi Klein, sistem içi çözümler arayan “yeşilciler”in iklim inkarcılarından daha tehlikeli olduğunu iddia ediyor. Naomi Klein, sağcıların inkarcılığının iklim değişimini topyekun reddettiğini, öte yandan “yeşilciler”in de iklim değişimiyle kapitalizm arasındaki ilişkiyi inkar etmekte olduklarını vurguluyor. Bu iki tarz inkarcılık, gerçekçi çözümleri gözden uzak tutuyor ve iklim krizini kronikleştiriyor.

Kısa, orta veya uzun vadede kapitalizmden iklim konusunda herhangi bir şey ummak için hiçbir sebep görünmüyor. İklim krizi için tek gerçekçi çözüm, halkların durumun aciliyetini fark edip bir an önce eyleme geçmelerinde gizli.




1 Bir uyarı: Tek tek hava olaylarını doğrudan iklim değişimiyle ilişkilendirmemek gerekiyor. İklim bilimi genel trendleri açıklıyor. Örneğin bir araştırma 2012'deki aşırı hava olaylarının hangilerinde iklim değişiminin etkisi olup hangilerinde olmadığını inceliyor.
2 Bu konuda detaylı bir araştırma Tazmanya deniz ekosistemlerini inceliyor.
3 Örneğin, Kuzey Kutbu'nda serbest kalacak metan kütleleri gibi geri besleme mekanizmaları sebebiyle.
4 Örneğin, Avrupa'da ağaçların karbon depolama hızının (yine iklim değişimi sebebiyle) yavaşladığı gözlemleniyor.
5 Isınmayla şiddetle ilişkilendiren bu araştırmanın kapsamlı bir değerlendirmesi Guardian gazetesinde yayınlandı.

6 Özellikle Birleşmiş Milletler Hükümetler Arası İklim Değişimi Paneli (IPCC) raporunun sunulmasından önce inkarcılık zirve seviyelere ulaştı.

Monday, September 23, 2013

Küresel İklim Krizini Takip Et.


(Küresel iklim krizi - güncel gelişmeler 7)



Neden Kimse Küresel Isınmadan Bahsetmiyor?


Küresel iklim değişimi, gündemin en önemli başlıklarından biri olması gerekirken, hakkındaki bilimsel uzlaşmayla hiç de uyuşmacak bir biçimde unutuluyor, unutturuluyor.

Çok tuhaf. Sadece birkaç haber başlığını alt alta yazmak bile insanın öfkeden deliye dönmesine yetmeliyken, iklim haberlerinin hem sıklığı hem de içeriği azalıyor. Atmosferdeki karbondioksit miktarı 400 ppm'i daha yeni aşmışken1, dünyada varolan bitki türlerinin yarısı ve hayvan türlerinin üçte biri 2080 yılına kadar yaşam alanlarının yarı yarıya azalması tehlikesi ile karşı karşıyayken ve insan kaynaklı iklim değişiminin türler üzerindeki baskısının evrimden 10.000 kat daha hızlı olduğu ortaya konmuşken, ne televizyonların ne de holding gazetelerinin Başbakan'ın laflarından başka manşet atmıyor olmalarında bir tuhaflık yok mu sizce de?2 Hele ki Türkiye'nin sera gazları geometrik olarak artmaya devam ederken...



Küresel ısınmayı önemseyen ancak Türkiye'deki gündemin telaşesinden iklim gündemine yetişemeyenler için, iki yıldır düzenli olarak yaptığımız gibi, geçtiğimiz dört ayda (Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz ayları) olup bitenleri özetlemek ve hatırlatmak istedik. Daha temel iklim bilgileri için, Climate Reality Project'in hazırladığı kısa videoları izleyebilirsiniz.

Öncelikle, boş işlerle uğraşmıyoruz: İklimle ilgili makalelerin %97'si kürenin ısındığı ve bunun sebebinin insan faaliyetleri olduğu konusunda anlaşıyor.3 Öyle ki, geçtiğimiz Nisan ayında, NASA Goddard Enstitüsü'nün başındaki James Hansen iklim politikalarına daha fazla zaman ayırabilmek için görevinden istifa etti.

İnsan kaynaklı küresel ısınma hakkında görüş beyan eden iklim makalelerinin %97'si küresel ısınmanın gerçekleştiği ve sebebinin biz olduğumuz konusunda hemfikir.


Kemerlerinizi bağlayın, küresel iklim değişiminin insanı dehşete düşüren dünyasında kısa bir tura başlıyoruz.


İklim Gündeminden, Gözünüze Çarpmamış Olanlar


Antarktika'daki buzullara ne olduğunu tam olarak kestiremiyoruz; bir araştırma rekor hızda erime tespit ederken başka bir araştırma Güney Kutbu'nun soğuyor olabileceğini belirtiyor. Kuzey Kutbu'yla ilgili ise böyle bir belirsizlik yok; bu kış Kuzey Buz Denizi'nin en düşük beşinci buz kütlesi kaydedilirken, bazı uzmanlar Kuzey Kutbu'nda hiç buzun kalmayacağı yazların 2050'den önce gelebileceğini ifade ediyorlar. Bunun müthiş miktarda metanın serbest kalmasına yol açabileceği düşünülüyor. Benzer haberler dağ zirvelerinden geliyor: Everest dağının buzulları her geçen yıl daha hızlı azalıyor, Şili'de And dağlarının buzulları da son otuz yılda yüzde 30-50 oranında azaldı. Üstelik, 2003-2009 yılları arasında eriyen dağ buzullarının deniz seviyesindeki artışa etkisinin kutup buzullarının etkisine eşit olduğu hesaplanıyor. Buzulların erimesi yüzünden Alaska'da ABD'nin ilk iklim ilticası yaşanıyor.

Sandy kasırgasının sel suları  New York'ta Hoboken PATH istasyonunun asansör şaftından içeri doluyor.
Fotoğraf: Reuters/Port Authority Trans-Hudson

Eriyen buzullar sebebiyle (ve ısınan denizler sebebiyle, Amerika'nın kuzeybatısındaki gibi örneğin) ciddi ölçüde bozulan su döngüsüyle fırtına (örneğin büyük yıkıma yol açan Sandy ve Barbara kasırgaları) ve aşırı yağış haberleri geliyor.4 Su döngüsünün bozulması aynı zamanda kuraklığa da yol açıyor. Brezilya'dan Avusturalya'ya kadar birçok yerden aşırı sıcak ve kuraklık haberleri geliyor. Nitekim, Birleşmiş Milletler'e bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü de, geçtiğimiz on yılda, eşi benzeri görülmemiş miktarda aşırı iklim olayına tanıklık ettiğimizi vurguluyor.


Dünya son 1400 yılda hiç olmadığı kadar hızlı ısınıyor, hem de bu ısınma – tam iklim modellerinin tahmin ettiği gibi – yüzey sıcaklığını her yerde eşitleyecek şekilde gerçekleşiyor. Ancak dünya, türlerin uyum sağlaması için fazla hızlı ısınıyor. Balıklar yüksek enlemlere doğru ilerlerken Kuzey Buz Denizi hızla asitleniyor.

Tüm bunlar, şu anda yaşadıklarımız. Bizi nelerin beklediğine göz atmadan önce, the International Displacement Monitoring Centre and Norwegian Refugee Council tarafından hazırlanan, 2012 yılında afetler sebebiyle yerinden edilenlerin gösterildiği haritayı incelemenizi öneririz.

2012'de afet sebebiyle yerinden edilmeler.
Pembe: Yeni yerinden olma gerçekleşen ülkeler
Kırmızı: 50 binden fazla kişinin yerinden olduğu ülkeler
Siyah çizgi: Nüfusun %1'inden fazlasının yerinden olduğu ülkeler


Holding Gazetelerini Okursanız Gelecekte Gözünüze Çarpamayacak Olanlar


Küresel ısınmanın beklenen etkileri” deyince hep aklımıza geldiği gibi, hangi türlerin nasıl zarar göreceğinden bahsedebiliriz. En son araştırmaların değindiği üzere, koalaların yaşam alanlarının daraldığından, Güney Avusturalya'da yunus ölümlerinden, kutup ayılarını etkilemeye başlayan patojenlerden, ısınma sebebiyle dişi oranı artan renkli kaplumbağalardan, kör kalan aç çitalardan ve küresel ısınmanın etkisinin yeni fark edildiği onlarca türden bahsedebiliriz.


Ormanlık bitki örtüsüne çarparak bir gözünü kaybeden çita, Namibya.
Fotoğraf: The AfriCat Foundation

Ya da, “börtü böceğin” insanlığın geleceğiyle ilişkisini kuramayanlar için, doğrudan doğruya deniz seviyesindeki artışlar sebebiyle Küba'da binlerce binanın sular altında kalırken Finlandiya sahil şeridinin ciddi ölçüde değişeceğinden, kasırgaların şiddet ve sıklığının artacağından, şarap üretiminin tehlike altına girmekte olduğundan, sıtmanın İngiltere'ye kadar ulaşma ihtimalinin oluştuğundan, New York'ta sıcak hava dalgalarına bağlı ölümlerin %22 artmasının beklendiğinden, Pakistan'da sıcak hava dalgalarının daha da şiddetleneceğinden ve Havai'de hem daha az yağış hem de daha çok hortum yaşanacağı gibi şaşırtıcı araştırmalardan bahsedebiliriz.

Tüm yukarıdakilerin iklim açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz.5 Yine de, bu yazıda özellikle öne çıkarmayı uygun bulduğumuz birkaç husus var:




Vurgulayalım: Küresel iklim krizi kapıda değil, kapıyı zorluyor da değil. Küresel iklim krizini şu anda yaşamaktayız. Bu kriz her geçen gün derinleşiyor ve daha da derinleşmesi bekleniyor. Hükümetler finansal krizi bahane ederek karbon salımı konusunda taahhüt vermekten kaçınırken, araştırmalar çok radikal adımlar atılması gerektiğini gösteriyor.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) en son raporunu yayınlamaya 27 Eylül'de başlayacak. Bir bilimsel raporun insanları sokaklara döktüğü görülmüş şey değil, ama şu son zamanlarda sokaklarda, parklarda ve meydanlarda, şimdiye kadar hiç görülmemiş birçok şey de olmuyor değil hani.





1 Atmosferdeki karbondioksit seviyesinin 400 ppm'i aşması, 399 ppm'i aşmasından daha önemli değil elbette, ama durumun aciliyetini hatırlamak için iyi bir fırsat olabilir. Guardian'ın hazırladığı interaktif haberi incelemeden geçmeyin.

2 Daha kötüsü de var. Wall Street Journal'da yayınlanan “In Defense of Carbon Dioxide” başlıklı yazıdaki saçmalıklar bir yana, iklim inkarcılarının fonladığı Heartland Enstitüsü Çin'in iklim değişimi konusunda şüpheci olduğu gibi ipe sapa gelmez bir iddia yayınladı.

3 Aman dikkat: Bu konuda Wall Street Journal'da “Science Is About Evidence, Not Consensus” başlıklı bir yorum yayınladı. Bu yorum hakemli bilimsel makalelere referans vermediği gibi, küresel ısınmanın temel birkaç fenomenini de yanlış anlamakta ısrar ediyor.

4 Guardian'dan Homa Khaleeli ve Emine Saner, üst üste gelecek on yağmurlu yazın yol açacağı 40 şeyi listelemişler.

5Bunlara, görece daha az önemli olduğunu düşündüğümüz şu araştırmayı da ekleyelim: Hava akımlarındaki düzensizleşmeyle beraber uçak yolculuklarında türbülansın da artacağı öngörülüyor.


6Kiribati'nin yaşadıklarıyla ilgili fotoğraf galerisine bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Tuesday, July 30, 2013

Küresel İklim Krizi – güncel gelişmeler 6



Bu yazı ne hakkında değil?

Dünya ısınıyor. İklimler değişiyor. Bu bir. Bu yazıda sizi bu temel gerçeğe ikna etmeye çalışmayacağız. Eğer küresel iklim değişimiyle ilgili şüpheleriniz varsa, dünyadaki herhangi bir yerin son 120 yılda ne kadar ısındığını New Scientist'in hazırladığı interaktif haritada inceleyebilir, 2050'de Avrupa'nın başına gelecekleri gösteren şu haritaya göz atabilir veya NASA tarafından hazırlanan videoda 130 yıllık küresel ısınmayı izleyebilirsiniz. (Ayrıca - ola ki iklim konusunda haberleri ana akım medyadan takip ediyorsanız – küresel ısınma yavaşlamadı ve kesinlikle durmadı.) Dahası, bilim insanları arasında bu konuda herhangi bir görüş ayrılığı falan da yok. James Lawrence Powell bilim dünyasındaki görüşleri aşağıdaki grafikte özetlemiş.

1991-2012 arasında hakem denetiminden geçmiş 13950 iklim makalesi
24'ü küresel ısınmayı reddediyor.


Yok küresel iklim değişimi konusunda değil ama küresel ısınmanın insan kaynaklı olduğuna dair şüpheleriniz varsa, sebebin güneş olmadığına, birincil sebebin karbondioksit olduğuna ve son 20 yılın verilerinin de bunu doğruladığına dair çalışmalara göz atmak için bağlantıları takip edebilirsiniz.

Bu yazıya iklim krizinin tüm şiddetiyle kendini göstermekte olduğu gerçeğini kabul ederek başlıyoruz. Amacımız, küresel iklim kriziyle ilgili güncel gelişmeleri bilimsel referanslarıyla beraber sunmak. (Yukarıdaki bağlantılar dahil bu yazıdaki tüm raporlar, araştırmalar ve makaleler, Aralık 2012 ile Mart 2013 tarihleri arasında yayınlandı.) Afiyet olsun.


Bu derleme neden önemli?

Bu derleme önemli; çünkü kaydedilen 2012 en sıcak on yıl arasına girdi; çünkü Kuzey Kutbu'ndaki buz kayıpları rekor kırdı; çünkü 2012 İngiltere'de en yağışlı yıl, ABD'de en sıcak yıl olurken (Eyalet eyalet detayları Guardian'ın hazırladığı interaktif haritada bulabilirsiniz.) Avusturalya en sıcak yaz mevsimini yaşadı. Yerküre bugün, geçtiğimiz 11300 yılın %70-80'ine kıyasla hem daha sıcak ve hem de 11 bin yıldır olmadığı kadar hızlı ısınıyor.

Guardian gazetesinde yayınlanan harita: Sadece 90 günde Avusturalya'da 123 rekor kırıldı. İşte bu 123'ten sadece 23'ü


George Monbiot'nun da dediği gibi, 2012 yılı doğal dünyayı terk etmek için elimizden geleni ardımıza koymadığımız bir yıl oldu. Bundan yedi yıl önce tüm dünyanın dikkatini iklim değişimine çeken felaket senaryolarıyla dolu Stern Raporu'nun yazarı Nicholas Stern bu sene, riskleri hafife aldığını ve hata yapmış olduğunu söyledi. Bu derleme, iklim değişiminin bugününü ve yarınını anlatıyor.


Küresel iklim değişiminin bugünü ve yarını: Kutuplardan ormanlara, tarlalardan kentlere

Kuzey Kutbu'nda yaz deniz buzunda ve ilkbahar kar yağışlarında en düşük seviye rekorları kırıldı. Kanada buzullarındaki erimeler hızlanıyor ve geri dönülemez bir noktaya erişiyor. Nitekim yeni modellemelere göre kutuplarda çok daha yeşil bir bitki örtüsü bekleniyor. Yüksek enlemlerdeki bitki örtülerinde kuzeye doğru kilometrelerce kayma yaşanıyor. Üstelik kutuplar sorunun sadece kanıtı değil, ayrıca sebepleri arasında da: Kutuplardaki erimeler, yüksek enlemlerdeki sıcaklık artışları üzerinde pozitif geri besleme etkisini de hızlandırıyor. Nitekim kutupsal hava sistemlerinin ortadan kalkmasının iklim öngörülerini de değiştireceği ifade ediliyor.

Science Daily'de yayınlanan harita, Ekim 2011-Eylül 2012 arasındaki ısınma (solda) ile 2001-2011 arasındaki ısınmayı (sağda) kıyaslıyor. Haritanın altındaki skala, ortalama sıcaklıklar arasındaki farkı belirtiyor.

Öte yandan Antarktika'daki buz erimeleri tahminlerden daha hızlı bir biçimde sürüyor. (Bunda kar yağışlarındaki artış da etkili.) Dağ zirvelerindeki sabit buz kütlelerindeki azalma ise, And Dağları'ndan Rusya'ya kadar birçok yerde gözlemlendi.

Eriyen buzullar, deniz su seviyelerinde artışa neden oluyor. Bu artışın, şimdiye kadar tahmin edilenin çok üstünde olacağı belirtiliyor.

Yerküredeki su dengesinin bu ölçüde değişmesinin bir sonucu da, büyük doğal felaketlerin doğal hale gelmesi. (Isınan okyanuslarda su döngüleri ciddi ölçüde değişiyor.) Buna çarpıcı örnekler olarak Türkiye'de Aralık ayında ve Avustralya'da Ocak ayında gerçekleşen selleri verebiliriz. Filipinler'in güneyini 4 Aralık 2012'de vuran ve 1067 kişinin hayatını kaybettiği süper-tayfunun tarıma verdiği zararı onarmanın ise 10 yıl alacağı hesaplanıyor, felaketten toplam 6.2 milyon kişi zarar gördü.

Aşırı hava olayları tüm dünyada norm olmuş durumda. (Sıcaklık rekoru kırmak normal bir şey haline geldi.) Bu aşırı hava olayları, hem mali açıdan hem de güvenlik açısından ciddi sorunlara yol açıyor. Sıcak hava dalgalarının şiddetlenmesi ile tüm dünyada tarımın da zarar göreceği hesaplanıyor. Ortadoğu'da ortalama sıcaklıkların 6 derece artması bekleniyor.

Tüm bu saydıklarımızın bileşkesinden, yani küresel iklim değişiminden en çok etkilenecek şehirler Maplecroft'un araştırmasına göre şöyle:

1. Dakka, Bangladeş
2. Manila, Filipinler
3. Bangkok, Tayland
4. Yangon, Burma
5. Jakarta, Endonezya
6. Ho Chi Minh City, Vietnam
7. Kalküta, Hindistan

Bu listeye daha sonra tekrar değineceğiz, şimdilik Bangladeş'te iklim ilticasının bir ölüm-kalım meselesi olduğuna dair şu slayt gösterisini paylaşmakla yetinelim.

Bu yazıda değindiğimiz dört ay içerisinde iklim değişiminin buğday üretimine, kabuk böceklerine, memeli hayvanlara ve sürüngenlere olumsuz etkileriyle ilgili araştırmalar yayınlandı. Ancak özellikle öne çıkan, Amazon ormanlarıyla ilgili araştırmalar oldu: NASA'nın uyarısını takiben yayınlanan makalelerde, kısa vadede antik Amazon ağaç türlerinin yok olması ihtimali düşük olmakla beraber, yağmur ormanlarının ciddi risk altında olduğu ve küresel ısınmaya karşı çok hassas oldukları belgelendi.

Kaynak: Science Daily


Ayrıca, iklim değişiminin obezite ve şeker hastalığını tetiklediği, ishal salgınlarını arttıracağı ve özellikle yaşlılar için tehlike oluşturduğu belirtiliyor.


Sırada ne var?

Mevcut durumla ilgili bu güncellemenin ardından, yine güncel olarak önümüzde nasıl bir gelecek olduğunu düşünmemiz gerekiyor.

Öncelikle, bu gelecekle ilgili ciddi belirsizlikler var. Küresel iklim karmaşık bir sistem ve bu sistemi analiz edecek modellerimiz henüz yeterince iyi değil. Bundan kastımız, küresel ısınmanın varlığı yokluğu meselesi değil. Keza küresel ısınmayla ilgili öngörüler doğru çıkıyorlar. Sorunumuz, orta vadeli tahminlerde bulunmakta zorlanıyor oluşumuz ve daha da önemlisi Birleşmiş Milletler'in IPCC (Intergovernmental Panel on Climate Change – Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli) kurumu da dahil olmak üzere gerçekliğin tüm tahminlerimizden daha kötü çıkması.

Öte yandan neredeyse hiçbir belirsizlik kabul etmeyen gerçekler de var: NASA raporuna göre 2012 yılı küresel ısınma trendini devam ettirdi, bu bir. Ban Ki-moon'un dediği üzere küresel ısınmasnın suçlusu zengin ülkeler, bu iki. Acilen harekete geçmezsek milyarlarca insanı amansız bir gelecek bekliyor, bu da üç.

Yine hiçbir şüphe götürmeyen başka bir gerçek ise, mevcut ekonomik ve siyasi sistemin süreci yönetmekle ilgili hiçbir umut vaad etmediği.

Pazar ekonomisinin her sorunu çözeceği iddiasıyla ortaya atılan karbon pazarında, AB'de karbon fiyatları en düşük seviyelerine ulaşırken, Çin ve Avusturalya karbon bombası olarak anılan devasa kömür santralleri inşa ediyor.

Greenpeace'in hazırladığı, Yeşil Gazete'de yayınlanan harita devasa santral projelerini gösteriyor.
Sol: Kırmızı-Kömür , Mavi-Petrol sondajı (derin deniz ve pre-salt katmanları dahil), Gri-Katranlı kum petrolü, Turuncu-Şist gazı, Yeşil-Doğalgaz
Sağ: 2020 itibariyle eklenecek karbondioksit salımları (yılda milyon ton)


Küresel karbon salımları rekor kırarken AKP hükümeti İklim Değişikliği Daire Başkanlığı'nı kapattı.

Yukarıda değindiğimiz birçok konuyu içeren bir anekdotla yazıyı sonlandıralım. Küresel ısınmanın ilk bahsettiğimiz etkisi, kutuplardaki buzullar üzerindeydi. Sonrasında da iklim değişiminden en çok etkilenecek yedi şehri belirttik. Araştırmalar gösteriyor ki küresel ısınma sayesinde Kuzey Kutbu'nda yeni gemi rotaları açılacak. Şimdi Kuzey Kutbu'nda deniz yoluyla yapılacak ticaretin hangi ülkeler arasında olacağını bir düşünün, sonra o yedi şehirlik listeye tekrar bakın, ardından da Ban Ki-moon'un söylediklerini hatırlayın. Tüm parçalar öyle güzel birleşiyor ki: Kapitalizmle ekolojik kriz el ele gidiyor, emperyalizmin işine geldiği sürece hükümetler adım atmıyor, yeryüzü büyük bir yıkıma ilerliyor.