Showing posts with label Büyüme. Show all posts
Showing posts with label Büyüme. Show all posts

Thursday, April 18, 2013

BP, ABD'deki rüzgar enerjisi işletmelerinin tamamını satıyor.

BP, ABD'deki rüzgar enerjisi işletmelerinin tamamını satıyor; büyüme için petrol ve doğalgaza odaklanacak.


Bu haberin orijinali “BP Selling Its Entire U.S. Wind Power Business; Will Focus on Oil and Gas for Future Growth” 3 Nisan 2013'te CNS News'da Matt Cover imzasıyla yayınlandı. Biz aynı başlıklı haberin Climate Connections'da yayınlanan metnini, Global Justice Ecology Project ekibinin giriş notuyla birlikte çevirdik.


Not: BP'nin mega-rüzgar tarlalarına yatırım yapmasının herhangi bir şeye çözüm olacağını falan düşündüğümüzden değil ya... petrol ve doğalgaza yeniden yatırım yaparak “sürdürülebilir kalkınma”yı hedeflemek? İşte kusursuz paradoks diye buna denir.
Global Justice Ecology Project ekibi




BP Amerikan rüzgar enerjisi işletmelerinin tamamını “şirketi sürdürülebilir kalkınma yönünde konumlandırmak” amacıyla satacak ve çekirdek işletmelerini petrol ve doğalgaz üretimine döndürecek.


Forbes'a göre BP petrol ve doğalgaz şirketleri içinde dünyanın en büyük 6. şirketi ve günde 4.1 milyon varil petrol üretiyor.


BP, CNSNews.com'a epostayla iletilen bir açıklamasında “BP olarak, daha fazla petrol ve doğalgaz odaklı bir şirket olma ve şirketimizi yeniden sürdürülebilir kalkınma yönünde konumlandırma çabalarımızın bir parçası olarak, ABD'deki rüzgar enerjisi işletmelerimizi satışa çıkarmayı kararlaştırdık.” dedi.


BP dokuz eyalette 16 rüzgar tarlası işletiyor ve yaklaşık 2600 MW enerji üretiyor. Ayrıca henüz gelişmemiş ancak ileride fazladan 2000 MW üretebilecek projelerini de satıyor.


BP, ABD'deki rüzgar enerjisi çalışmalarının tümünü satmanın şirketi daha karlı hale getireceğini belirtti.


Bu çaba, BP için, küresel portfolyomuz için dikkatli ve aktif işletmenin yeni bir örneğini temsil ediyor ve hissedarlarımıza daha fazla değer yaratma vaadimizle tutarlılık gösteriyor.”

Bir BP bilgi formuna göre BP işletmeleri, toplamda, Houston ve Teksas için yetecek miktarda enerji üreten 1500 rüzgar türbinini içeriyor ve şirket için 4 milyar dolarlık bir yatırıma tekabül ediyor. (Bkz. BP US Wind.pdf)


BP, yenilenebilir enerji pazarından çıkmadığını söyledi ve Brezilya ve İngiltere'deki etanol tesisleriyle ABD'deki biyoyakıt araştırmalarının altını çizdi.


Eposta açıklamasında, “BP hem yenilenebilir hem konvansiyonel enerji üretiminde uygulamaları olan verimli enerji teknolojileri geliştiren en son teknolojiye sahip şirketlere yatırım yapmayı sürdürüyor.” dendi.


BP ABD'de 21.000, dünya genelinde 85.700 kişiyi istihdam ediyor. Şirketin basın ofisine göre BP, ticari faaliyetleriyle, ABD içinde yaklaşık 250.000 işi destekliyor.

Wednesday, December 19, 2012

Kapitalizmin büyüme saplantısı mı var?

Bu yazı, Climate and Capitalism’de yayınlanan Is capitalism obsessed with growth? adlı yazının serbest çevirisidir. 

Geçen hafta burada Simon Butler'ın "Petrol Kralı ve Kömür Babası Nüfusu Çok Fazla" yazısı çıkmıştı. 

Growthbusters filminin yapımcısı Dave Gardner, Simon'la benim "nüfusçuların" görüşlerini yanlış temsil ettiğimizi söyleyerek buna itiraz etmişti. Ona göre doğum oranlarına odaklanıyor olması "kapitalizmin büyüme saplantısı" hakkında kaygı duymadığı anlamına gelmiyordu.

The Consumer Trapin yazarı Michael Dawnson buna şöyle cevap verdi: "Büyüme kapitalistlerin "saplantısı" değil.  Bu tamamen sistemin gerektirdiği bir şey. Bu noktayı kaçırırsak kapitalistlerle oturup konuşup onları yavaşlamaya ikna etmemiz gerektiğini düşünüyoruz intibası uyandırırız. Ahahaha!"

Tesadüfen bu hafta sonu ben de Fawzi İbrahim'in Capitalism versus Planet Earth adlı yeni kitabını okuyordum (Muswell Press, 2012). Şöyle demesi çok hoşuma gitti:

Büyümeye verilen önem, hani şu Gayrisafi Milli Hasıla saplantısı olarak da geçen, Clive Hamilton'ın fetiş dediği durum tek başına, ayrı bir fenomenmiş, sanki ekonomistlerin kişisel seçimiymiş ya da hükümetle toplumun beraber verdiği, isterlerse açıp kapatabilecekleri kolektif bir kararmış gibi görülüyor.
Bir gereksinim muhtemelen ekonomi tarihinde ilk kez fetiş diye tabir ediliyor. Kapitalizmde büyüme fetişi var demek balıkta su fetişi var demek gibi bir şey. Nasıl suyun yokluğunda balık ölürse büyümenin yokluğunda da kapitalizm batar. …
Bu "büyüme saplantısı" psikolojik bir takıntıymış, bütün dünyadaki hükümetleri ve ekonomistleri aynı anda kıskacına alan bir hevesmiş ya da bu işte bir tür küresel komplo durumu varmış gibi konuşuluyor.
Olmaya olmaya, mesela bu Gayrısafi Milli Hasıla dedikleri aslında ekonominin ya da toplumun refahını değil kurumsal sektörün refahını ölçmeye yarıyor olmasın? Ve bu durumda, "büyüme saplantısı" da aslında şirketlerin refahına dair bir saplantı olmasın?

İnsanlığın düşmanı ekonomik, politik ve sosyal bir sistemdir, kötü fikirler ya da talihsiz hatalar değil. Bunu anlamazsak asla kazanamayız.
---